HAYY BİN YAKZÂN, İBN TUFEYL, ÇEV. BABANZÂDE REŞİD, HAZ. MUSTAFA ULUÇAY, ETKİLEŞİM Y., 2006, 144 SAYFA.

Nereden bilebilirdim ki çocukken en azından her haftasonu bir kere Mesaj TV’de gösterilen çizgi film Hay, bir İslam filozofu İbn Tufeyl’in muhteşem eserinden yola çıkılarak hazırlanmış olsun. Seneler sonra baktığımda Hay’ın adada yaşam mücadelesi değil hayat mücadelesi vermesinden, merak etmesinden, sormasından, tabiatla bir olmasından oldukça etkilendiğimin farkına varıyorum.

Hay bin Yakzan (Uyanık oğlu Yaşayan) insanın olgunlaşmasını temsille (sembolik) anlatan felsefi bir soruşturmadır. İbn Tufeyl’in derin fikirlerinin basitçe dile getirildiği muazzam bir hikayedir. Adada yaşayan insan aslında benim, yahut sensin, ya da o. Ama her insan aslında bir adada doğar ve bir ceylanın şefkatiyle büyür. Fakat Hay’ın bizden farkı, gözlerini açıp etrafına “bakması”. Tabiatı, olayları, kendini ölülerden ibaret değil, yaşayan bir bütün olarak görmesi. Adada yaşamaya değil hayatta kalmak için mücadele etmesidir bu hikayeyi önemli kılan. Hay, zaten Yaratıcı tarafından beslenir ve korunur, şefkat tabiattan insana akmaktadır. O da bunun rahatlığıyla “hayat”ta kalmaya, insan olmaya çalışır. Hayvanlarla bitkilerle farklarını fark eder gün gün. Hay bin Yakzan bozulmamış insan vicdanı, aklı, kalbi vesaireyi temsil eder.

Hikayeye gelirsek; Hay, zalim bir hükümdarın ailesindeki erkeklerin öldürülmesi emir sebebiyle, henüz bebek halinde annesi tarafından denize bırakılıyor. Dalgaların bir adaya kadar götürdüğü Hay’ı, yavrusunu kaybeden bir ceylan sahiplenir ve sütünü, şefkatini ondan esirgemez. Etrafına bakarak yürümeyi ve beslenmeyi öğrenen Hay, büyüdükçe birşeylerin farkına varır: kendisi anne ceylan dâhil adadaki hiçbir hayvana benzememektedir. Bu yüzden araştırmalarını derinleştirir. Elini kullanmayı öğrenir ilkin, buna çok sevinir. Sonra ateşi fark eder, ona önce saygı dolu bir korku besler ama sonra onun da gelip geçici bir şey olduğunun farkına varır. Ergenliğine yaklaşan Hay’ın ruhu yavaş yavaş uyanmaktadır. Anne ceylanın ölümü ve Hay’ın onun bedenini yararak incelemesi hayatının dönüm noktası olacaktır. Hay artık kuvvetle inanmaktadir ki gördüğü şeylerin dışında da varlıklar var. Hatta bunlar, gördüklerinden daha kuvvetli varlıklar olması lazım ki, o gidince görünür varlıklar güçlerini yitiriyorlar.

Hay, düşünmenin hazzı ile yetişkin biri olur ve adaya yıllar sonra gelen Absal adındaki bir âlimle karşılaşıncaya değin Maddeyi Aşan Güç’e teslim olmuş halde yaşar. Absal’dan konuşmayı ve din’i öğrenen Hay, bir gemiyle insanlarin yaşadığı yerlere doğru harekete geçer ve çizgi film burada sona erer.

İbn Tufeyl’in hikayesi ise devam eder. Hay, insanların içinde aradığını bulamaz. Kendi aklıyla bulduğu Maddeyi Aşan Güç’le bu insanların inandığı (Allah) aslında aynıdır fakat O’na inananlar aynı değildirler. Doğadan kopmuşlar, Yaratan’ı unutmuşlar ve hayatı zorlaştırmışlardır. Medeniyetin bu zahmetleriyle uğraşmak istemeyen Hay, bir yolunu bularak adaya geri döner.

Çizgi filmin doksanların İslamcı zihniyetinden fazla etkilenmeden, olabildiğince hikayeyi doğru yansıttığını söyleyebilirim. Sonuç itibariyle çizgi filmin de hikayenin bir yorumu olduğunu düşünürsek, benim yorumlamamdan farklı taraflarının olması gayet doğal. Kimi yerlerde uzun bölümlerin atlanması ve Hay’ın düşünce pratiklerinin özetle yer almasını da herhalde bunun çocuklar için hazırlanmış olmasıyla açıklayabiliriz. İbn Tufeyl’in kurduğu mantık olgusunun kaçırılmamış olması, bence bir çizgi film için fazlasıyla yeterli bir durum. Çocukların ruhunu uyandırmak için, herhalde bu hikayeden daha güzeli bulunamazdı; düşünen, emeği geçen, bize ulaştıran herkesin bu çorbadaki katkıları için, yedikleri ekmek helal olsun.

» Yasin RAMAZAN

Reklamlar