Klasik Kürt şiirine sade bir söylem kazandıran Feqîyê Teyran 1560 yılında, Van’ın Bahçesaray (Müküs) ilçesinde doğmuş ve yine 1640’ta Bahçesaray’da vefat etmiştir. Mezarı da Bahçesaray’da olan Feqîyê Teyran’ın gerçek ismi Muhammed olup bazı kaynaklarda “Mîr Mihê” şeklinde geçer. Müküs beylerinden Şêx Evdila’nın oğlu olan Feqîyê Teyran’ın ailesi asilzadeler olarak adlandırılırdı.

Klasik Kürt edebiyatının en önemli ve en tanınan mutasavvıf-şairlerinden biri olan Feqîyê Teyran (1560-1640) gerek şiir dilinin sadeliği ve gerekse de işlediği tasavvufî konulara hâkimiyeti ile klasik Kürt edebiyatında ayırt edici bir yere sahiptir. Özellikle tasavvufî ve irfanî şiirler yazmış olan Feqîyê Teyran’ın eserleri, günümüze kadar hem sözlü hem de yazılı şekilde aktarılagelmiştir. Divan’ında daha çok Allah sevgisi, ilahî aşk, vahdet-i vücûd ve güzellik temalarını işleyen Feqîyê Teyran, şiirlerinde klasik edebiyatın dayandığı arka plana dair geniş bir konu yelpazesi sunar. Şairin geleneksel çerçeve içinde mazmunlarla örülmüş manzum metinlerinde sosyal hayata dair birçok temayla da karşılaşılır.

Yazmış olduğu şiirlere bakıldığında klasik şairlere has tasavvufî hassasiyetlere sahip olmasıyla beraber, şiirlerinde konuşma diline yakın sade bir dil kullanması, tasavvufî öğeler dışında halk kültüründeki folklorik unsurları da ustaca kullanması Feqîyê Teyran’ı klasik Kürt edebiyatında öne çıkaran önemli bir özelliğidir. Bu nedenle de Divan’ında ya da yazmış olduğu destanlarda, folklora ait çok fazla detay vardır. Bununla beraber şairin mahlasından da anlaşıldığı gibi, Feqîyê Teyran’ın kuşdilini bildiği ve kuşlarla konuşabildiği söylenir. Feriduddin Attar’ın meşhur eseri Mantıku’t-Tayr’da geçen “Sîmurg” hikâyesine benzer tarzda “Şêx Sen’an” hikâyesini manzum bir şekilde yazan Feqîyê Teyran’ın kuşlarla konuşamadığı düşünülse bile, tasavvufi gelenek içinde kullanılan kuş metaforundan/temsilinden çok iyi yararlanmış bir şairdir.

Kürt edebiyatı içinde farklı bir üslup ve söyleyiş tarzına sahip olan Feqîyê Teyran, özellikle konu seçimi ve seçtiği konuları ustaca işlemesiyle de öne çıkan bir şairdir. Melayê Cizîrî ve Feriduddin Attar’a yakın bir edebi söyleme sahip olduğu görülen şairin Divan’ı dışında, “Şeyh-i Sen’an”, “Zembilfiroş” ve “Bersîsê Abid” gibi manzum hikâyeleri de yazdığı görülür.

Klasik Kürt edebiyatı alanında uzun zamandır araştırmalar yapan ve iyi çalışmalara imza atmış olan M. Xalid Sadînî’nin Feqîyê Teyran ile ilgili çalışması, yukarıda şair ile ilgili söylenenlerin bilinmesine vesile olmuş değerli bir eser: Feqîyê Teyran -Jîyan, Berhem û Helbestên Wî-(Nûbihar Yayınları, 4.Baskı, Mayıs, 2010). Büyük emeklerin ve ustaca bir çalışmanın sonucunda hazırlanan eserde Feqîyê Teyran’ın şiirlerine ve destanlarına geçmeden önce şair ile ilgili uzun bir giriş bölümü hazırlanmış. Bu bölümde Feqîyê Teyran’ın şiirlerini dayandırdığı klasik Kürt edebiyat geleneği anlatılarak okuyucunun Feqîyê Teyran’ın şiirlerini okumadan önce bu şiirin dünyasını anlaması sağlanmış ve yine aynı şekilde şairin yaşadığı dönem, eserlerinin içerik ve şekli üzerine de akademik analizler yapılmış. Xalid Sadînî, çalışmasını daha çok yazılı kaynaklara dayandırmakla beraber -ki bunlar daha çok medrese ehlinin elinde bulunan elyazması kaynaklardır- Feqîyê Teyran ile ilgili sözlü kültürden de yararlanmış, halk arasında kendisi hakkında söylenen efsane ve menkıbeler de kitaba dâhil edilmiştir. Feqîyê Teyran’ın Divan’ı üzerine yapılan önceki tüm çalışmaların da gözden geçirilip o eserlerdeki eksiklerinin tamamlandığı Xalid Sadînî’nin eserinde akademik kaygı ön planda tutulmuştur. Zira yazarın Feqîyê Teyran’ ın Divan’ındaki şiirlerini diğer kaynaklarda geçen benzer varyantlarla mukayese etmesi ve bu varyantların/nüsha farklarının dipnotlarda verilmesi eseri edisyon-kritik tarzda hazırlanan akademik tezlere yaklaştırmıştır.

Feqîyê Teyran’ın ilahî aşk, hikmet, irfan, vahdet-i vücud, kadın ve tabiat güzelliği gibi temalarda şiirler yazması onu diğer klasik şairler gibi kılar. Fakat özellikle tarikat adabı ve “seyr-i sülûk”u sembolik bir dilde anlatması, bunun yanında sadece gazel ve kaside tarzına mahkûm olmayıp özellikle tarihî hikâye ve meselleri konu edinmesi onun en büyük özelliği. Çünkü diğer dillerdeki klasik edebiyatlarda da görüldüğü gibi Kürtçe’de de nazım, nesri arka plana itmiş, düzyazıdan ziyade şiir revaç görmüştür. Bunu çok iyi fark edebilmiş olan Feqîyê Teyran aruz dışına çıkmamış olsa da nazım şekli olarak klasik Kürt edebiyatında önemli değişiklikler yapmıştır. Belki Türk edebiyatındaki mukabili Yunus Emre ile mukayese edildiğinde daha rahat bir şekilde görüleceği gibi, Feqîyê Teyran konularını tasavvuf dairesi içinde seçmesine rağmen hemen hemen hiç mesnevi tarzında yazmamıştır. Birçok destanı ve uzun aşk hikâyesini yazmış olsa da hiç beyit kullanmamıştır. Daha çok dörtlüklerden oluşturduğu eserlerini günlük dile yakın bir dil ile yazması, şairi toplumun hemen her katmanı tarafından okunur kılmıştır.

Tasavvufî hikâye ve mazmunları folklorik tarzda yeniden yazan Feqîyê Teyran’ın “Şêxê Sen’an”, “Zembîlfiroş”, “Bersîsê Abid” ve “Hespê Reş” hikâyeleri aslında modern romanın işleyebileceği kıvamda tahkiyelerdir. Tasavvuf erkânına göre bir sofînin terbiyesi ve ruhunun hamlıktan kemale erişmesi süreci gibi konularda didaktik bir söylemi tercih ederek bu hikâyeleri yazan şair, Şark’ın ilim ve hikmet birikimini sade ve akıcı bir Kürtçe ile aktarmıştır.

Tüm bu önemli özellikleriyle Feqîyê Teyran şiirini hakkıyla çalışmasında sunan Xalid Sadînî, Kürt edebiyatının başyapıtlarından birini yeniden keşfetmemizi sağlamıştır. Bu değerli çalışma sadece Kürt edebiyatını anlamaya yardımcı olmayacak, aynı zamanda Kürtlerin geniş gönül dünyasını, kendi Rabbini incitmemek için kaleden atlayıp beşerî arzulara yenik düşmemeyi öğütleyen Zembîlfiroş’u da bize Kürtçe anlatacak.

Îro ji Dest Husna Hebîb

Îro ji dest husna hebîb

Sergeşte û heyran im ez

Min eşq û muhbet bûn nesîb

Sewdayê sergerdan im ez

Eşqê gelek sewda kirin

Bê mal û bê mewda kirin

Nûra çira winda kirin

Mûsayê ‘Umran im ez

Mûsa ji dest husna bi nûr

Şîrîniya xalên di hûr

Secde bire ber Kohê Tûr

Nêzîkî remzê wan im ez

Remzê ku dê dilber bikin

Carek bi çeşman seyr bikin

Dê Kohê Qaf kerker bikin

Mecrûhê pir kovan im ez

Ah ji dest kovan û qehran

Min sebir nayêt li sehran

Şubhetê mewcên di behran

Qulzemê ‘Umman im ez

Qulzem û behrên di heftê

Agirê eşqê ku keftê

Dê sojit şubhetê neftê

Min diye û pê zanim ez

Min diye muhbet çi reng e

Soht e dijwar e pereng e

Min mudam dil jê bi heng e

Bi nalîn û efxan im ez

Nalîna teyr û tiyûran

Kalîna çeng û bilûran

Xuxulîn d’qesr û qisûran

Bilbilê xweşxwan im ez

Bilbilim daîm dixwînim

Ez yekî er te nebînim

Dîn dibim sewda dimînim

Şerxweş û sekran im ez

…..

…..

“Mîm û Hê” aqil ve der da

Sicleya işqê û derda

Lew qelem anî bi ser da

Me’fûyê xufran im ez

» Ayhan GEVERÎ

Reklamlar